Çocuk Girişimciler

Evcilik Oyunun Restaurant İşletmeciliğine Dönüşümü Serüveni

İki sene önce yakın arkadaşlarımın ve çocuklarının bulunduğu bir iftar yemeğine davetliydim. Evde her yaştan çocuk ve genç ve tabii orta yaşlı, genç orta döneminde olan insanlar da vardı. İftardan sonra büyükler sohbete dalmışken ergenler akıllı telefonlarına eğilmiş, 3 ile 5 yaş arasındaki kızlı erkekli çocuklar ise oyuncaklarla oynamaya başlamışlardı.

Sohbetin arasında kulağım çocukların oyunlarına, konuştukları cümlelere takıldı. Kız çocukları için üretilen mutfak eşyalarından oluşan oyuncak setleri vardır hani, onları masasın üzerine dizmişler evcilik oynuyorlar. Kız çocuklar erkek olana yemekler yapıyor ikram ediyor. O genç delikanlı adayı da bundan keyif alıp hayali makarna, hayali köfte- patates pişirmelerini istiyordu biri kız kardeşi olan diğeri teyzesinin kızı olan genç hanım adaylarından. Bir teyze olarak oyuna müdahale etme vakti gelmişti.

Hemen oyunu kurdukları sehpanın yanına gittim. “Hadi revsturantcılık oynayalım” dedim. Hayatın başında olan genç arkadaşlarım anlamaz ifadeyle yüzüme baktılar. Anlayacakları dile çevirdim. “Lokantacılık oynayalım”.  İlginç geldi. “Nasıl” diye sordular.

Mutfak gereçlerini dizdikleri orta sehpayı hayali çizgilerle yemekleri pişirecekleri ocak, ve yemekleri hazırlayacakları tezgâh şeklinde ayırdık. Çocuklar için üretilen küçük boy masa ve sandalyeleri de bir köşede müşteri masası yaptık. Çocuklardan bir tanesi müşteri, bir tanesi garson ve bir tanesi aşçı oldu. Dönüşümlü olarak rolleri paylaştılar. Müşteri sipariş verdi, garson siparişi aldı aşçıya söyledi, aşçı pişirdi, garson servis yaptı, yemek bitiminde hesabı aldı.  Oyundan keyif aldılar. Sonra işi büyüttüler. Salona dağılmış sohbeti koyultmuş anneler, misafir teyzeler, büyükanneler müşteri oldu. Siparişler aldı, yemekler pişirildi, servis edildi, boşlar toplandı, hesaplar alındı. Çok yoğun bir akşam yaşandı.

İki hafta önce iki yıl daha büyümüş bu genç arkadaşlarım bir araya geldikleri bir gün kızlardan biri “ hadi F. Aliye teyze ile oynadığımız “restuvantçılık” vardı ya, onu oynayalım mı?” dedi. Öneri kabul gördü hemen oyun düzeni kuruldu.

Kız çocuklardan birinin bunu hatırlayıp önermesi çok önemli ve güzel bir şeydi. Tabi ki genç bir hanım adayı, bir anne adayı olarak yemek pişirmesi, mutfak gereçlerinden oluşan oyuncak seti ile oynaması güzel ve doğal bir davranış. Ama aynı zamanda bu oyuncak setinin başka türlü kullanılacağını görmesi, bilmesi ve o şekilde uygulaması ayrıca önemli bir şeydi. Aslında bu girişimciliğin zihinlerine atılmış bir tohumuydu.

Girişimci olunmaz doğulur denir, ticari zekâsı var deriz. Doğru bazı özellikler kimi insanlarda daha fazladır. Ama çocuklara,  gençlere, insanlara öğretmek, olaylara, gereçlere başka yönüyle de bakılmasını göstermek gerekir. Nasıl ki okuma yazmayı, matematiği, edebiyatı, tarihi ilkokuldan, çocukluktan öğrenebiliyorsak girişimciliği de öğrenebilir, öğretebiliriz. Zaten oyuncak firmaları bunun çoktan farkına vardılar. Öyle olmasa yazar kasa oyuncakları, tamir alet edevat oyuncakları üretip, satmazlardı.

Mutfak oyuncak setleriyle “restuvantçılık” oynayan bu kız çocukları belki ilerde resim sanatıyla ilgilenecekler, öğretmen veya doktor olacaklar ama şimdiden aklılarının bir köşesinde yaptıkları işten bir girişim fikri doğabileceğini, uygulanabileceği düşüncesi yerleşmiş oldu.  Erkek çocuk ise tüm kadınların ona yemek yapmak için gelmediğini, kadın ve erkek olarak beraber güzel şeyler kurabileceklerini öğrendi.

Girişimcilik doğuştan olduğu kadar sonradan da öğrenebilen şeylerdir. Bizler çocukluktan, ergenlik bu fikri onlara verebilirsek gençler isterlerse hayatlarında bunu uygulayabilirler. Girişimciliğin, kendi işini kurmanın ve yönetmenin korkulacak bir şey olmadığını anlatabilirsek cesur ve kararlı gençlerle geleceği inşa edebiliriz.. Yeter ki, biz engel olmayalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir